Petrol fiyatlarındaki düşüş belli başlı petrokimyasalları olumsuz etkiliyor ancak talebi artırıyor



27 Kasım Perşembe günü OPEC’in petrol üretimini azaltmama kararının ve petrol piyasalarının buna anında verdiği olumsuz tepkinin ardından Avrupa’da nafta keskin bir düşüş gösterdi. Ama ortalık yatışır yatışmaz, 28 Kasım Cuma sabahı Avrupa’da etilen fiyatlarının ton başına sadece 50 avro düşürülmesine karar verildi. Propilen fiyatlarında da ton başına 60 avro düşüş yapıldı.

Kimyasal piyasası ham petrol fiyatlarındaki düşüşe tepki verirken, sözleşme bazında çalışan bölgelerde ve nispeten dengeli arz-talep gösteren Avrupa gibi pazarlarda ilk andaki bu etkinin ortadan kalkması bekleniyor. Takvim yılının sonlarına ve dünyanın büyük bölümündeki uzun tatil dönemine yaklaştıkça satın alım taleplerinin azalması beklenirken, Avrupa’da stokların düşük olması nedeniyle ucu ucuna yetecek kadar satın alım yapılıyor. Bir başka belirsizlik örneği ise Çin pazarındaki poliolefin talebinde görülen düşüşün, Ortadoğu’da ve başka bölgelerdeki ihracatçıları kaygılandırırak dünya genelinde bir etki yaratması.

ABD’deki büyük kimyasal pazarları sabit görünüyor. Fiyat dinamikleri büyük ölçüde sondaj maliyetleriyle belirlenirken, kraking tesislerinin maliyetlerinde doğal gaz belirleyici oluyor. Petrol fiyatlarının belirlenmesinde arz/talep esaslarının, para politikalarına kıyasla ne kadar önemli olduğu sorusunun ise hararetle tartışılmaya devam etmesi bekleniyor.

Asya’da ise 28 Kasım Cuma günü kimyasal piyasalarda düşüş gözlendi. Duyarlılığın göstergelerinden biri, Çin’deki Dalian borsasında LLDPE vadeli işlemlerinde %4‘e yakın düşüşün yaşanması oldu. Diğer piyasalarda da bir gerileme, daha doğrusu satıcıların düşük fiyatları takip etmede isteksizliği olduğunu söyleyebiliriz.

Örneğin, polyesterde Çin’in monoetilen glikol (MEG) ve saf tereftalik asit (PTA) vadeli işlem piyasası düştü. Ama satıcılar, MEG’in temelinin hâlâ iyi durumda olduğunu ve ham petrol fiyatlarındaki düşüşün etkisi geçince piyasanın yeniden istikrar kazanacağını düşünüyor.

Öte yandan; petrolün aksine kimyasal piyasalarının, duyarlılıktan ziyade arz- talep doğrultusunda şekillendiğini söylemek mümkün. Bu, bazı ürünlerde alıcı ve satıcı sayısının nispeten daha sınırlı olmasından ve çoğu bölgede aktif bir kimyasal vadeli işlem ortamı olmamasından kaynaklanıyor. Kraking tesisleri, fiyatlar tekrar yükselmeden nafta almak için acele ediyor ve Avrupa’daki kraking tesislerinin tam kapasiteyle çalıştıkları söyleniyor.