Sinan Ercan Röportajı



Şirketlerin, hızla değişen ve gelişen teknoloji dünyasına entegre olmaya çalıştığı günlerde, Ak-Kim’in bu anlamdaki çalışmalarını ve politikalarını Bilgi Teknolojileri Bölüm Yöneticisi Sinan Ercan’dan dinledik...
Banu Bozdemir

Önceki iş deneyimlerinizden bahsederek başlayalım...

99 yılında işin mutfağında başladığım bilgi teknolojileri serüvenimde farklı sektörlerde ve büyüklükte şirketlerde deneyimler kazanma imkanım oldu ama hiç kimya sektöründe birebir çalışmamıştım. Ak-Kim’le birlikte kimya sektörünü de tanımış oldum. Çalışma hayatımın yarısı yurtdışında farklı ülkelerde, hatta farklı kıtalarda geçti. Bu süreçte önemli projelerde bulunma fırsatı yakaladım. 2011 yılında tekrar Türkiye’de iş hayatına dönüş yaptım ve 2015 yılında Ak-Kim’de çalışmaya başladım.

Ak-Kim’e katıldığınızdan beri hayata geçirdiğiniz projeler neler?

Hepsini saymak zor ama Ak-Kim, yeni projeler yapma konusunda çalışanlarını teşvik eden bir şirket. Bunun avantajı ile, Ak-Kim ihtiyaçları doğrultusunda şirkete değer katan bir çok projenin içerisinde yer aldım. Bu kısa dönemde hayata geçirdiğimiz projelerin olumlu geri dönüşleri ile gelecek beklentimiz artıyor.

Sorumlu olduğunuz işler, iş alanları nelerdir?

Ak-Kim ve bağlı şirketlerinin bilgi teknolojileri süreçlerinin yönetilmesi ve geliştirilmesinden sorumluyum. Ayrıca ERP, donanım ve sistem ihtiyaçlarımız için “outsource” destek aldığımız grup şirketimiz olan Aktek ve diğer 3. taraf şirketlerden alınan hizmet ve satın alımları yönetiyorum. Bunlara ek olarak, hayatımızın her alanına giren teknoloji ile birlikte büyük sorun olan bilginin korunması ve risklerinin yönetimini sağladığımız Bilgi Güvenliği çalışmalarının yönetimini yapıyorum.

Biraz bilgi güvenliğinden bahseder misiniz?

Gelişen dünya düzeni ile birlikte teknoloji hayatımızın her anında yer alıyor. Hayatımızın her alanına giren bilgi; cep telefonlarımızda, tabletlerimizde, bilgisayarlarımızda taşındığı için bir şekilde korunması gerekiyor. Teknoloji geliştikçe bir yandan güvenlik açıkları da artıyor, öte yandan sürekli gelişen teknolojiye adapte olmak zorundasınız. Bu sarmalda şirketler en az teknoloji kadar hızlı olmalı ve oluşabilecek sorunlara karşı kendilerini koruyabilmeli. Biz de Ak-Kim olarak gelişen teknolojiyi şirketimize entegre ederken, beraberinde gelen riskleri de minumuma indirmek için bir dizi çalışmalar yapıyoruz. Yaptığımız çalışmaları hem kendi içimizde kurduğumuz iç denetim ekiplerimiz ile, hem de dışarıdan aldığımız denetim hizmetleri ile sürdürülebilir ve şeffaf hale getirmeye çalışıyoruz.

Endüstri 4.0 kapsamında görüşleriniz ve bu kapsamda Ak-Kim’de yapılan projeler nelerdir?

Endüstri 4.0 kişisel olarak beni heyecanlandırıyor. En son Columbia Üniversitesi’nde katıldığım “Nesnelerin Interneti” çalıştayı ile de artık üzerinde araştırmalar ve çalışmalar yaptığım bir alana dönüştü. Endüstri 4.0, Türkiye’de bilinen adıyla dördüncü nesil sanayi devrimi, önceki gelişimleri kaçıran ve sonrasında hayata geçirirken dezavantaj yaşayan şirketler için trendi yakalamak için önemli yatırımların yapıldığı bir alan. Şirketler hızla gelişen bu teknolojiyi entegre edebilmek ve yönetebilmek adına iç organizasyonlarında önemli değişiklikler yaparak yeni iş dalları oluşturdular. Biz de Ak-Kim olarak teknolojik endüstriyel değişimi nasıl fırsata çevirebileceğimizi bulmak için ciddi çalışmalar yapıyoruz. Özellikle 2018 Ak-Kim için dijital dönüşüm yılı olacak. Manuel, kağıt üzerinden ya da e-mail’den yürüttüğümüz süreçlerin büyük bir kısmını dijitalleştirme hedefimiz var.

Ak-Kim CRM sistemini kurdunuz. Bu süreç nasıl oldu? Şu an sistemin yapabildikleri ve sağladığı avantajlar neler?

Satış departmanımızın, rekabetin ve değişkenliğin hat safhada olduğu sahayı daha iyi takip etme ihtiyacına istinaden başladığımız bir proje. Sanayi (B2B) şirketlerinde dijital dönüşüm otomotiv ya da finansal hizmet satan firmalar kadar kolay olmasa da biz CRM projemiz ile birlikte bunu avantaja çevirmeye çalışıyoruz. Müşteri siparişinden, Ar-Ge’deki yeni ürün süreçlerine ve hatta satış sonrası hizmetlere kadar tüm süreçleri CRM uygulaması üzerinden yürütüyoruz.

Önceden sahadaki çalışanlarımızda kayıtlı olan bu değerli bilgileri artık uygulama üzerinde yönetip kurumsal hafıza yaratıyoruz. Bizim adımıza sevindirici başka bir yanı ise bu projemizin, dünyada benzeri çalışmaların yapıldığı platformlarda başarı hikayesi ve örnek proje olarak lanse edilmesidir.

Satın alınan şirketlerin entegrasyon sürecinde ciddi katkınız oluyor. Yeni şirketlerin sistemlerinin Ak-Kim’e entegrasyonu kapsamında neler yapılıyor ve bu süreçler nasıl yönetiliyor?

Satın alınan şirketin mevcut altyapısını ana şirkete uygun standartlaştırmak ve süreçlerinin entegre edilmesi, zor geçen süreçlerden biridir. Mali İşler Direktörlüğü olarak, satın alım sürecinde ana hedefimiz çalışan hassasiyetlerini de gözeterek satın aldığımız şirketlerin süreçleri ve altyapıları ile birlikte, mümkün olan en sade ve hızlı bir şekilde Ak-Kim standartlarına ulaşabilmesini sağlamaktır.

Ak-Kim bünyesinde çalışmak nasıl bir duygu?
Bundan önce, yaklaşık on yıl kadar yabancı şirketlerle çalıştım. Tamamen yerli bir şirket olan Ak-Kim’in vizyonu ve hedefleri beni gerçek manada heyecanlandırıyor. Bu heyecan içerisinde inanılmaz bir koşuşturma ve tatlı bir yorgunluk da var. Yoğun geçen çalışmalar sonunda çıkan projelerin şirkete katkısını gördükçe keyif alıyorum. Ak-Kim’e verebildiğim kadar katkı vermeye devam etmek istiyorum.