Akkök Holding İcra Kurulu Başkanı Ahmet Dördüncü: “En Önemli Kaynağımız İnsan”



İş Sağlığı ve Güvenliği sizin için ne ifade eder, kendinizi bu kavramın neresinde görüyorsunuz?

Bir işi gerçekleştirebilmek için pek çok kaynağa ihtiyaç vardır. Ancak bu kaynaklardan en önemlisi “insan”dır. İnsan olmadan fark yaratabilmeniz mümkün değildir. İnsan faktörü bu kadar önemli iken, onların bütünselliğine vereceğimiz önemin de çok çok ciddi olması gerekir. Yöneticilere özellikle söylediğim ve kendim için edindiğim düstur şudur: “Bir çalışan hangi sağlık ve bütünsellik içerisinde işine geliyorsa, mesai sonrası da o çalışanı ailelerine, sevdiklerine ve evlerine aynı bütünsellik ve sağlıkla gönderiyor olmak bir yöneticinin en öncelikli görevidir, sorumluluğudur.”

 

Bugüne kadar herhangi bir iş kazası yaşadınız mı ya da şahit oldunuz mu? Yaşadıysanız, ya da şahit olduysanız, nasıl yönettiniz?

Bugüne kadar başıma bir iş kazası gelmedi. İş kazası olabilecek ortamlarda da pek çalışmadım, talebeliğim dışında. Talebelik yıllarımda, Almanya’da, yaklaşık bir 6-7 sene yaz tatillerinde iki hafta boyunca mavi yaka olarak vardiyalı pek çok işte çalıştım. Ama Allahtan başıma hiçbir kaza gelmedi.

İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda beklentileriniz nelerdir?

İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda beklentim, her şeyden önce bunun bilincinde olunması. Bilinçli olmanın iki perspektifi var. Biraz önce de söyledim, bu işin bir  maddi tarafı var, bir de disiplin tarafı. Bir de hakikaten moral tarafı var. Bir insanın ailesini, çoluğunu, çocuğunu düşünün. İş kazaları ile insanların bütün bir hayatı etkileniyor. Bırakın işin maddi boyutunu bir tarafa, hakikaten çok dramatik, kötü sonuçları olan kazalar oluyor. Düşünün insanlar hayatlarını idame ettirmek için bir araya geliyorlar, bir anda hayatları elinden alınıyor. Bu çok büyük bir sorumluluk. Dolayısıyla bunun bilincinde olmak lazım, herkesin bu işin bir parçası olması lazım. Bir de maalesef o en basit koruma imkanlarını uygulama konusunda bile problemler olabiliyor. “İş güvenliği gözlüğü terletiyor, baret kafamı sıkıyor...” Bunları çok duyuyorsunuz. Benim beklentim, bu bilincin artıyor olması. Bir işletmenin etkin, verimli ve disiplinli bir şekilde çalışıp çalışmadığının da bir örneğidir bu. Bugün bu prosedürlere uymayan bir kişi yarın başka şeylere de uymayabilir. Ben bir işletmeye girdiğimde iki şeye bakarım: Bir istatistiklerine bakarım, bir de Housekeeping’e. Bir işletme derli toplu ve temiz değilse orada yapılacak çok iş var demektir.

Bu çok önemli bir konu. Eğer çalışanlar kendi sağlıklarına ve güvenliklerine sahip çıkmıyorlarsa, şirketin diğer ilkelerine nasıl sahip çıkarlar?

Ben bütün çalışanlarımızdan ama özellikle yöneticilerimizden buralarda radikal olmalarını bekliyorum. Eğer bir çalışan, onların bedensel bütünlüğü için ortaya konmuş iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uymuyorsa o çalışanı işten çıkaracaksınız. Eğer prosedürlere uymuyorsa ceza vereceksiniz. Eğer bu konuda radikal olmazsanız kazaları önleyemezsiniz. O işe verdiğiniz ciddiyetin de bir göstergesidir bu. Yönetici olarak da örnek olmak lazım. 5 dakikalığına dahi bir yere girip çıkıyorsanız, o alan için konmuş prosedürlere uyacaksınız. Baretse baret, iş güvenliği gözlüğü ise iş güvenliği gözlüğünüzü takacaksınız. Ayakkabı ise iş güvenliği ayakkabınızı giyeceksiniz. Tüm bu söylediklerim aynı zamanda çalışanlara ve yöneticilere iş sağlığı ve güvenliği konusunda verdiğim mesaj ve katılımı artırmak için önerilerdir.